• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-

Engellilere ışık olmak istedim

Tarih: 08 Eki 2018
(1). kez Okundu
Engellilere ışık olmak istedim

Antalya Film Festivali’nde ödül kazanan “Çınar” filminin yönetmeni Mustafa Karadeniz “Anadolu’da geçen kendi hikâyemden yol aldım. Zaten Anadolu’nun herhangi bir yerine kamerayı koyun, kendiliğinden film ortaya çıkacaktır” diyor.

Engelli bir yönetmen olan Mustafa Karadeniz, “Çınar” filminde zorluklarla dolu olan kendi hayat hikâyesini beyazperdeye taşıdı… Küçüklüğünde çocuk felci geçiren yönetmen Karadeniz, Sarıkamış ve Ankara’da yaşarken 5 sene annesinin sırtında mektebe gidip geldi. Mustafa Karadeniz, dondurucu bir iklimde annesinin kendisi için yaptığı bu fedakârlıkları yine yaşanmış bir yüzleşme hikâyesiyle birleştirerek “Çınar” filminde anlattı… Çekimleri de Kars’ın Sarıkamış ilçesinin sert havasında yapılan eser, yürek burkan hikâyesiyle 55. Uluslararası Antalya Film Festivali’nde çok konuşuldu ve “Behlül Dal Genç Yetenek Ödülü” filmin oldu. Biz de yönetmen Mustafa Karadeniz’le “Çınar”a dair bir sohbet gerçekleştirdik…

“Çınar”ın arkasında nasıl bir hikâye var?
Derdim hep iyi bir yönetmen olmaktı. Bu yüzden ilk filmimde kendi hikâyemden yol almak istedim. Küçüklüğümde aşırı ateşten ötürü çocuk felci geçirmiştim. Ayağımda engel meydana geldiği için annem beni 5 sene okula sırtında taşıdı. Belirli bir yaşa kadar hiç yürüyemedim. Sarıkamış’ta ve Ankara’da çok soğuk iklimlerde geçti çocukluğum… Bir reklam çekimi için gittiğimiz Sarıkamış’ta filmi planladım. Daha sonra Kültür Bakanlığı Sinema Destekleme Kurulundan destek aldık. Ağlayarak, bunu gerçekleştirme fırsatı buldum. Annemin ismi Çınar olduğu için filme onun adını verdim.

İlk filminizde kendi hikâyenizden yol almanın handikapları neydi?
Neticede insansınız, hikâyedeki çocuk siz olduğunuz için her sahnede gözleriniz doluyor. Bu yüzden çok zorlandım.

EKSİ 45 DERECEDE 45 GÜN….
Sarıkamış’ın karlı coğrafyası da sizi zorladı sanırım…
Elbette. 45 gün boyunca eksi 45 derece, inanılmaz zor tabiat şartları altında filmi çekmeye çalıştık. Zaman zaman ekibimiz ve kameralarımız dondu. Kat kat elbise giyip kameralara keçe sararak işimize devam ettik. Kızak sahnesini çekerken arkadaşlarımızı kurtlar kovaladı.

ELLİ SENE EVVELİ GİBİ
Filmde insanlar TV ve gaz lambasını birlikte kullanıyor. Nasıl bir hayat var Sarıkamış’ın köylerinde?
Eserin çekimlerini yaptığımız Sarıkamış’ın Handere köyünde, insanlar elli- altmış sene öncesini yaşıyor. Yılın sekiz ayı karla kaplı olan köyde, eskiler alışkanlıklar çok canlı. Enteresandır; evlerde elektrik var ama sadece tele-vizyon gibi elektronik cihazlar için kullanıyorlar. Aydınlanmak içinse gaz lambaları mevcut. Bazen uzun zaman ölü bile defnedilemiyor. Zira mezarlık metrelerce karla kaplı.

Filmde seyirciye vermek istediğiniz mesaj neydi?
Aslında bununla engelli ailelere ışık olmak istedim. Türkiye’de 6 milyona yakın engelli insan var. Ancak sinemada engelliler bazen reklam malzemesi yapılabiliyor. Bazı anne babalar bu çocukları için mücadele etmeyi bırakmış durumdalar. İstiyorum ki sakın yılmasınlar.

ANADOLU PLATO GİBİ
Filminde Anadolu’daki geleneklere biraz şehirli bir gözden bakan yönetmen Mustafa Karadeniz “Bizim Anadolu’muzda çok güçlü bir kültür ve örf var. Bu güçlü kültürden yeterince beslenen filmler Hollywood’dakileri cebinden çıkarabilir. Anadolu’nun her hangi bir yerine kamerayı koyun, kendiliğinden film ortaya çıkacaktır. Biz de Sarıkamış’taki kar manzarasıyla çok avantajlıydık” ifadelerini kullanıyor.

MİZAH MAHALLİ ACILAR GLOBAL
Yönetmenlik yolculuğunda hep sanat filmlerine imza atmak istediğini söyleyen Mustafa Karadeniz “Gişe filmleri de çok mühim ancak çabuk tükeniyorlar. Fakat ‘Çınar’ gibi eserlerde yıllar sonra bile anlatabilecek şeyler buluyorsunuz. Gülmek çok lokal bir şey; ABD’de gülünen şey Türkiye’de güldürmeyebilir. Ancak acı çok global bir his. Zaten filmin yurt dışı prömiyerlerinde, yabancı seyirciler hüngür hüngür ağladır. Filmin en vurucu darbesi gerçekliği” diyor.




(*)
(*)
Yorumunuz: (*)